Sayfa 9/11 İlkİlk ... 7891011 SonSon
81 sonuçtan 65 ile 72 arası

Konu: dini sohbet

  1. #65
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    Sadece oku…
    Aç gözlerini ve sadece okumayı dene. Usanmadan, sıkılmadan, yılmadan sadece oku.
    Alemi oku.
    Hayatı oku.
    Al kitabı eline, gerekirse hiç bırakma.
    Sarıl kitaba sadece oku.
    Okudukça anlayacaksın sana en luzumlu şeyin okumak olduğunu.



    Sonra…

    Sonra düşün. Sadece düşünmeyi dene.

    Düşünebildiğin kadar düşün…
    Hayatı düşün…
    Düşündükçe düşün.
    Hatta düş bahçelerinde bir gezintiye çık.
    Belki düşlerin gerçek olur?…

    Kainat kitabını düşün.
    Ve hatta alemin sayfalarında bir gezintiye çık.
    Kainat, beyninden kat kat büyük ama beynin onu kapsayacak kadar geniş bir kabiliyete mazhar.
    Neler okumuştun?
    Okuduklarını düşün.

    Düşündükleri ise görmeye çalış ve hisset.

    Sonra düşündüklerini yaz…
    Bakalım sayfalar, mürekkepler düşüncelerini içine alacak kadar yeterli olacak mı?
    Bil ki bundan mürekkep de, kağıt da hoşnut olacaktır.
    ' Korkmadan yaz.
    Yazmaktan korkma…'

    Ve paylaş…
    Sadece paylaşmayı dene…

    Yazdıklarını paylaş insanlarla.
    Olur ya birinin aklına kalbine manevi bir yol açmaya vesile olursun.
    Olur ya, birinin ruhuna bir huzur damlası sepersin.
    Belki bir kapı açarsın huzur iklimine doğru.
    Ne dersin olamaz mı?
    Belki bu sayede yıkılmayan duvarları yıkarsın!
    Taş kalplileri yumuşatırsın.
    Söylesene bundan büyük bir mutluluk duymazmısın?
    Duyarsın elbette, duyarsın…

    Bir de sadece gülümsemeyi dene.
    Denemekten korkma.
    Küçük bir tebessüm kondur sevdiklerinin kalbine.
    Sakın esirgeme onlardan sevgi dolu bir gülümsemeyi…

    Ve son…
    En son mütevazi ol.
    En güzel bir sona erişmek için mütevazi ol.
    Oku…

    Yaz…

    Paylaş…

    Şükret…

    Zikret…

    Sade yaşa hayatı…
    Sadece hayırlı yaşamayı iste dualarında.

    İstemekten korkma!

    Sonsuz merhamet sahibine sığın.
    Bil ki, Ona sığınan, inanan, dayanan her iki cihanın en mesut ve bahtiyarıdır.

    Sadece ona sığın.

    Sadece ondan iste.

    Her işin başında onun ismini an.

    Ve bil ki, her yolun sonu Ona çıkar.

    Sadece Ona…alıntı


  2. #66
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    HAKİKAT DAMLALARI...
    İmanlı bir insanın ümitsizliğe düşmesi söz konusu olamaz.

    ***

    Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalâtü vesselâm) hiçbir beyanında en büyük hasımları olan Ebû Cehil'den, Utbe'den vs. şikayet ettiğini göremezsiniz. Biz de Efendimiz'in ahlâkıyla ahlaklanmalı; bize saldıranlarla uğraşma yerine yapmamız gerekli olan işlerle meşgul olmalıyız. Zaten Kur'an da, �Aleyküm enfüseküm-Siz kendinize bakın' demiyor mu!?

    ***
    Izdırar, profesyonel bir muallimdir.

    ***
    İnsan, Allah'a yürekten ihtiyaç hissetmeli, acz u fakrıyla Allah'a yönelmeli ki, Cenâb-ı Hak da ona icabet etsin. Cenâb-ı Allah, Zâtına karşı müstağni davrananlara teveccühte bulunmaz.

    ***

    Allah için olamayacaksak olmanın hiçbir anlamı yoktur; öylesi anlamsız bir mevcûdiyettir.

    ***
    Her mahalle başına bir polis dikeceğinize, her kalbe mehafetullah gibi bir yasakçı koysanız, suça karşı daha caydırıcı bir tedbir almış ve emniyeti daha kolay temin etmiş olursunuz.

    * * *
    İlminin gereğiyle amel etmeyen ne kadar bilirse bilsin cahildir.

    * * *
    Namazı hakkıyla duyabilme istikametinde ciddi bir gayretiniz yoksa onu hiçbir zaman duyamayacağınız muhakkaktır.
    ***
    Sağlam duruş önemlidir fakat duruşta temadî (devamlılık) ondan daha önemlidir.
    * * *
    Mevlâ�nın verdiği şeyleri yine Mevlâ�nın rızası istikametinde kullanmaktan daha güzel ne olabilir ki! Ne güzel söylemişler: �Mevlâ�dan al; Mevlâ�ya ver!�
    * * *
    Kendimizi başkalarına sevdirme gayreti şeytanın bir oyunudur. Önemli olan Hakk�ın sevmesi ve hoşnut olmasıdır.
    * * *
    Tevazu, Cenab-ı Allah karşısında hacâletin, yüzü yerde olmanın ifadesidir. İradîlik işin içine girince onu bulandırmış olur. İşte onun içindir ki, tevazua niyet tevazuu izâle eder.ALINTI


  3. #67
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    kuşun nasihati
    Adamın biri bir gün tuzak kurarak küçük bir kuş yakalamış.Adam tam
    kuşu kesip yemek üzereyken kuş konuşmaya başlamış.

    "Bu kadar zamandır pek cok koyun,inek yedin doymadın.Şimdi 50 gramlık
    bir kuşu yiyip de mi doyacak mısın sanki? Beni bırakırsan sana üç
    nasihatte bulunurum,her zaman işine yarar.Birincisini elinde iken
    söylerim,begenirsen bırakırsın ikincisini şu damın üzerinde ve
    üçüncüsünü de şu ağcın tepesindeyken sölylerim,ne dersin?"

    Adam kuşun teklifini kabul etmiş ve birincisini söylemesini
    istemiş.
    Kuş:
    "Sana her söylenene inanma!"demiş. Adam, bu nasihatı begenmiş ve
    kuşu bırakmış.Kuş damın üzerine cıkınca adam"ikincisini söyle bakalım!
    demiş.
    Kuş:
    "Elinden kaçıp giden ve kaybettiğin şeyin arkasından boş yere şikayet
    etme!"demiş.Adam bu nasihati de beğenmiş ve bu sırada kuş ağacın
    tepesine konup:

    "Hey adam ,benim karnımda tam 300 gram ağırlığında bir elmas parcası
    vardı,onu kaçırdın!"deyince adam kendini yerden yere atıp kaçırdıgı
    fırsat için dövünmeye başlamış.
    Kuş:
    Sana her söylenene inanma demiştim,ama nasihatımı tutmadın.Ben 50
    gramlık bir kuş iken nasıl karnımda 300 gramlık elmas taşıyabilirim?
    Ayrıca elinden kaçan fırsatların arkasından dövünme demiştim"
    Bunun üzerine adam "hadi üçüncüsünü söyle "deyince Kuş:

    Sanki ilk iki ögüdümü tutmuş gibi üçüncüsünü istiyorsun.Corak topraga
    atılan tohum yeşerir mi? Cehalet va ahmaklık yırtıgını hiçbir yama
    kapatmaz " diye cevap cerip uçup gitmişş


  4. #68
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    bir gülümseme




    Bir gülümseme;sevginin ve insan olmanın anahtarıdır

    Bir gülümseme;iç dünyamızın güzelliklerini dısa yansıtır

    Bir gülümseme;bir külfeti yoktur,fakat çok şey kazandırır

    Bir gülümseme;evde saadet,işyerinde muvaffakiyettir

    Bir gülümseme;başkalarına ikramda bulunmak demektir

    Bir gülümseme;vereni fakirleştirmeden alanı zenginleştirir

    Bir gülümseme;bir an sürer,bazen ise ebediyyen yaşar

    Bir gülümseme;yorgun olan insanı dinlendirir

    Bir gülümseme;ümitsiz olana neşe bahşeder

    Bir gülümseme;karanlık bir çehreyi aydınlatabilir

    Bir gülümseme;satın alınmaz,rica ile elde edilmez

    Bir gülümseme;ödünç verilmez,çalmakda mümkün değildir

    Bir gülümseme;kendiliğinden verilmedikçe işe yaramaz

    Bir gülümseme;ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir

    Bir gülümseme;sevgi köprülerini sağlamlaştırır

    Bir gülümseme;bazen bir hayat kurtarır

    Bir gülümseme;bazen savaşıda önler

    Bir gülümseme;bazen gülümsemeyeni gülümsetir

    Bir gülümseme;sadaka yerine geçer sevap kazandırır

    Bir gülümsemeyi gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin

    Bir gülümsemeye gülümsemeyenlerin,ihtiyacı olduğunu unutmayın!

    Bir gülümseme için hiç kimse,ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir...
    alıntı


  5. #69
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    NE ZAMAN DUR DİYECEĞİZ? 90. Sayı
    Haziran 2008 (Gülistan dergisi)
    "Fasıkça Bir Hayata Ne Zaman Dur Diyeceğiz?"

    Sizleri selamların en güzeli, Allah’ın selamıyla selamlıyoruz…
    Bizleri günahın karanlığından, sevabın nuruna çıkaran Rabbimize hamdü senalar olsun. Eğer Rabbimiz bizi karanlıkta bıraksaydı, biz kendi gücümüzle tövbe edip o karanlıkları yırtıp nura kavuşamazdık.

    O’nun Kutlu Nebi’sine de kelimeler adedince salât ve selam olsun ki; bize doğru yolu tebliğ etti ve Kıyamet Günü biz günahkâr kullara şefaatçi olmayı kabul etti.

    İslam’ın son kalesi olan sinelerdeki imanın, günah ve isyan saldırılarına maruz kaldığı, dehşetli bir zaman diliminde yaşıyoruz. Rabbimiz böyle takdir eylemiş. Bizim de bu dönem nesli olarak, imtihanımız manevi işkenceler altında imanını muhafaza eylemeye çalışmakmış.

    ‘İmanın ateşten bir kor’ olacağını buyurmuştu O Kutlu Nebi. Elhak, doğru imiş! Sadakte Ya Resulallah...

    Öyle şiddetli hücumlar var ki iman evimize, artık günah işlemeden gün geçirebilirsek ne mutlu bize...

    Sokak, cadde, gazete, TV, internet ve her türlü eğlence/sefalet mekânı…
    Birinden kurtarabilirsen kendini, diğerine takılmaman işten bile değil!...

    Dağlara kaçalım, toplumdan uzaklaşalım demiyoruz. Ama kimse de günahla hercü merc olan güruhun içine balıklama dalmamızı isteyemez bizden.

    Hani bu bizim söylediğimiz de öyle zahidlik, sofuluk falan değil ha! Sıradan bir müslümanın yapması gerekenleri sıralıyoruz.

    İlk olarak; gerçek bir iman ile imanımızı temellendireceğiz. Öyle üstünkörü inançların, cılız iman parıltılarının yaşayabileceği bir zaman değil bu zaman.

    Hem köklü bir imana sahip olmalı hem de onu tövbe, zikir ve diğer salih amellerle temizlemeli ve güçlendirmeliyiz.

    İkinci olarak; farz olan ibadetlerimizi mutlaka en iyi şekilde yerine getirmeye gayret edeceğiz. Eksik kaldığımız yerde, kaza edecek; zararın neresinden dönersek kar bileceğiz.

    Yaşadığımız hızlı ve oyalayıcı hayatın akışı içinde, ibadete, nefsi muhasebeye ve kulluğumuzu tefekküre zaman ayıracağız.

    Üçüncü ve son olarak; her türlü günah ortamından uzak duracağız. Vücudumuz günah zehirini daha almadan, diğer tabirle, daha günaha uyarılmadan kendimizi geri çekeceğiz. Yoksa, günah hevesi/virüsü kalbe yerleştikten sonra, nefsin başını çevirebilmek, babayiğit ister…

    Büyük günahlardan şiddetle kaçınacağız; küçüklerinden de elden geldiğince uzak kalacağız. Kalamadığımız yerde, hemen tövbeye sarılacağız.

    Özellikle nefislerin gevşediği, günahların, açık-saçıklığın daha da yaygınlaştığı bir yaz mevsimine girerken, durumumuzu şöyle bir gözden geçirmemiz gerekiyor.

    Yakında başlayacak olan günah tufanına karşı tedbirimizi aldık mı?...
    Kimsenin kınamasına aldırmadan, ‘Millet ne der?’ diye düşünmeden en azından şu tedbirleri alalım;

    Dışarıda lüzumsuz dolaşmalarımızı sonlandırdık mı?
    Bakışlarımıza daha sıkı bir günah ambargosu başlattık mı?
    Sabah namazına kalkamama tehlikesini bertaraf etmek için erken yatmayı başarabiliyor muyuz? (Baharın başlamasıyla birlikte, yaz ortasına kadar bu tehlike devam eder.)

    Daha verimli çalışabilmek, ibadet ve hayır hizmetleri yapabilmek maksadıyla tatile çıkmayı düşünebiliriz. Ama asla insi ve cinni şeytanların cirit attığı deniz kenarlarına değil; dağlara, ormanlara, köylerimize, tarihi ve tabii güzelliklerimize…

    Artık Müslüman olmayanların bize tavsiye ettiği hayat standartlarını terk etmenin zamanı gelmedi mi! Neyi nasıl yapacağımızı hep başkalarından mı öğreneceğiz? Tatilin bile nasıl yapılacağını, fasıklardan mı öğreneceğiz!...

    Yeter artık!...
    Biz farklıyız, kardeşim! Biz müslümanız.
    Müslümanın kendine göre bir yaşam tarzı olur. Gezmesi tozması, eğlenmesi, oturması-kalkması farklı olur. Neyi nasıl yapacağımızı dizilerden mi öğreneceğiz?

    Günaha dayalı, fasıkça bir hayata ne zaman dur diyeceğiz?
    Kendi ellerimizle kendi ciğerimizi deşmeyi ne zaman terk edeceğiz?

    Allah aşkına…
    Ne zaman kendimize geleceğiz?...

    SÜLEYMAN KARAKAŞ


  6. #70
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    MUHASEBE İNSANI OLARAK SORUMLULUKLARIMIZ

    Muhasebe insani : Her gun ve her gece kendisine “gel” denecekmis gibi hareket eder.

    *Uzun yolculuk icin,amel sandigi olan kabir icin, donusu olmayan ebedi alem icin hazirlik yapar.

    * Her gununu Cuma, her gecesini Kadir ve her ayini Ramazan bilir.

    * Istirap dolu bir gonulle Allah’a teveccuh eder ve gunahlarindan dolayi bin pismanlik icinde tevbe ve istigfarda bulunur.

    *Allah’a (celle celaluhu) ve Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) olan ahd u peymanina sarsilmazcasina sadakat gosteririr.

    * Sahsi kusurlarini bir savci gibi arastirir ve bir daha geri donmemecesine tevbe, af ve rahmet kapisinin tokmagina dokunur.Beri taraftan, ehl-i imana karsi af ve musamaha yolunu secer ve bir avukat gibi onlari mudafa eder.

    *Musluman olarak imanla gitmesinin carelerine bakar ve bunun istirabiyla yasar.

    *Yapmadigini, yasamadigini soylemez.

    * Soylediklerini yasamak icin elinden gelen gayreti gosterir.

    * Peygamberlerle temsil edilen bir davanin sorumlulugunu vicdaninin en derininde hisseder.


  7. #71
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    Unutulmaz Nasihatlar alkış

    --------------------------------------------------------------------------------

    "Dünyada iyi insan tükenmez. Her zaman vardır. Onları ara bul. Çekinme! Zira çekingen insan hakiki dost bulamaz."

    "Acele etme! Dikkatli hareket et, öfkelenme, sakin ol. Bilmelisin ki, ne iven kişi yol alır, ne de öfkeli muradına erer. Büyük meseldir. Öfke ile kalkan zararla oturur."

    "Bayağı insanların mahallesinde oturma. Ayak takımı ile düşüp kalkma. Havai kişiler arasında gezme. Edebsizlerle sohbet etme. Büyük insanların bulunduğu yere taşın, onlarla sohbet et. Aklı başında irfan sahipleri ile konuş."

    "Zenginin yükünü herkes yükler. Ağanın paltosunu tutan çok olur. Zatı âlileri yere düşmesin diye herkes koltuklar. Ama asıl hüner, bir zavallıya yardım etmektir. Yollarda sürünen bir biçâreyi elinden tutup kaldırmaktır."

    "DÜNYADA BİR BELALI, ŞERLİLER TAKIMI VARDIR. BUNLARIN EN PİSİ ZÂLİME YATAKLIK EDENDİR. BU DURUM ZAVALLILARI ÜZER, KAİNATIN NİZAMINI BOZAR. EĞER ALLAH'A İNANIYORSAN ALÇAĞA YARDIM ETME. KİMSESİZ ZAVALLIYI EZME."

    "İftiralar seni mahzun etmesin. Yalancının tezviri seni üzmesin. Eğer iftiracı bir yalancı ise. Ne kadar doğru olursan ol, dili sözünü bulur, söyler, sen haklı da olsan, haksız çıkarmaya çalışır. Fakat üzülme, hakikat birgün geç de olsa meydana çıkar."

    "Doğru ol, doğruyu söyle. Üzüntü getiren doğru, sevindiren yalandan iyidir."

    "Kibir düşürür, tevazu yükseltir. Cömert insan ölse de şerefi yaşar. Cimri sağlığında da ölüdür, sessiz, şerefsiz yaşar. Derbederlik doğruluk getirmez. Hayatta muvaffakiyetin sırrı intizamdır, üstün karakterdir."

    "AYAK TAKIMI BAŞ OLUNCA, FAZİLET SAHİPLERİ AŞAĞIDAN AŞAĞI KALIR."

    "Taşı ateş yakar. Taş sert, ateş yumuşaktır. Su taşı deler. Taş katı, su mülayimdir. Kireç taştır, su sudur. Fakat su onu eritir. Sen de yumuşak ol. Sertler geç de olsa önünde diz çöker. Sen iyilik yap. Zaman geçse bile, kötü düşünenler sana karşı mahcup olur."

    "Hayasızlığın, edebsizliğin geldiği yerde bela çok olur. Şerir tiplerin hepsi hayasızdır. Onun bunun nâmusu ile oynayanlar, edebden mahrum kimselerdir. Her işte edebli, terbiyeli olmak lâzımdır. Hâyâsızın bir an yıldızı parlasa da aldanma, kâğıt alevine benzer. Külünden bile fayda olmaz. Gittiğin, gezdiğin her yerden bir şeyler öğren. Bu öğrendiklerinden ayrıca faydalan. Gördüklerinden, ahlâkında, rükûnda bulunan hastalıklara ilaç yap."

    "Kötülüğü sevme, yapsan da sevme. Sevmeden kötülüğe düşen, bir gün çıkar. Gün olur ki kurtulur. Severek, hoşuna gide gide, keyf ede ede yapan kurtulamaz. Battıkça batar."

    "Hak yoluna yardım, bir şereftir. Şerefli insanlar doğruya yardım ederler. Boş, batıl işlerle oyalanmazlar. Bilirler ki sonu yoktur."

    "İnsanların en temizi, dünya malı ile fazla meşgul olmayandır. Malı, mülkü kendini Allah'a ibadetten alıkoymayandır."

    "İnsanların en cömerdi istenilmeden veren, en asili de, intikama muktedir iken affedendir."

    "İnsanların en kötüsü, iyiliği kötülükle karşılayan, insanların en iyisi, kötülüğe karşı iyilik yapandır."

    "Dünyaya geldiğin zaman, sen ağlarken çevredekiler gülüyordu. Öyle bir hayat sür ki, öldüğün zaman çevredekiler ağlarken, sen gülümseyerek âhirete gidesin."

    "Bir kul Allah yolunu seçerse, ilk önce kalbinde Allah sevgisi peydah olur. Kanaatkâr olur. Anlayışlı olur. Gönlü, gözü tok olur. İrfan sahibi olur. Bilginin çözemediği hikmetleri sezer. Böylece doğru yolu bulur, doğruluğuna inandığı yoldan onu kimse çeviremez, eli darda olsa azla yetinir. Çünkü iffet sahibi olmuştur. Namus perdesine bürünmüştür.

    Bir kimse Allah'a inanmazsa, gözlerini hırs perdesi kaplar. Dünyayı emri altına almak ister. Yalnız dünyayı görür. Yalnız dünya malını bilir. Bu haliyle mânen insanlıktan çıkar. Vahşi olur. Fesat küpüne biner. Şer yüklenir. İnsanlara zahmet verir. Hakiki vicdan, hikmet ve irfan sahiplerini üzer."

    "Çoğu zaman şeref şöhret uğruna feda edilir. Aklı olan şöhreti atar. Şerefini koru."

    "Göz yaşlarını tevbe ile akıt. Tevbesiz ağlamak boştur. Günahlarını itiraf et ağla. En hayırlı göz yaşı, hatadan dolayı akan yaştır."

    "Kitapsız din olmayacağı gibi, kitapsız medeniyet de olmaz. Kur'an bugünkü ve yarınki medeniyetin de kitabıdır."


  8. #72
    Üyelik tarihi
    11 Temmuz 2013
    Mesajlar
    1,645
    Tecrübe Puanı
    14
    Hz. Ali'ye kulak verelim
    Hz. Ali'nin yöneticilerin kulaklarına küpe olacak bir nasihati vardır. Bugün yorumsuz olarak bu nasihati nakletmek istiyorum. Yönetici pozisyonunda bulunanlara hitaben diyor ki:
    "Halka karşı içinizde daima sevgi ve nezaket duyguları besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın. Onları azarlayıp sert davranmakla başarı kazanacağınız fikrine kapılmayın.
    Müslüman olsun veya olmasın, herkese eşit davranın. Müslümanlar kardeşiniz Müslüman olmayan ise sizin gibi birer insandır.
    Affetmekten usanmayın. Cezalandırmakta acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin.
    Taraf tutmayın. Bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa sevk eder.
    Memurlarınızı seçerken, zalim yöneticilere hizmet etmemiş, devletin suçlarından ve zulümlerinden kaçınmış olmalarına dikkat edin.
    Yardımcılarınızı doğru, dürüst ve nazik kişilerden seçin. Bunlar arasında da çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.
    Tayin edilecek kişiler hakkında araştırma yapmayı ihmal etmeyin.
    Haksız kazanç ve ahlaksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyin.
    Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanın.
    Mektup ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap vermeye çalışın.
    Halkın güvenini kazanın ve kendilerini, onların iyiliği içini çalıştığınıza inandırın.
    Vaadinizden ve sözünüzden hiçbir zaman dönmeyin.
    Esnaf ve tüccarlara dikkat edin, onlara gereken önemi gösterin, fakat ihtikar karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.
    El sanatlarının gelişmesine yardım edin. Çünkü bu çalışmalar yoksulluğu azaltır, hayat standardını yükseltir.
    Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdırlar.
    Mukaddes görevinizin yoksul sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardıma ihtiyaç duydukları zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın


Sayfa 9/11 İlkİlk ... 7891011 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •