Sayfa 17/17 İlkİlk ... 7151617
136 sonuçtan 129 ile 136 arası

Konu: dini sohbet

  1. #129
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Insanlar 4 Kısımdır



    Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri buyurdu ki: “İnsanlar dört kısımdır: Dili ve kalbi olmıyan: Kötü dilli ve kötü kalbli insanlardır. Bunlar, günahkâr, dünyâya aldanmış ve ahmak kimsedir. Böyle kimselerden olmaktan ve onlar arasında bulunmaktan sakınmalıdır. Çünkü onlar, azâba uğrayacak kimselerdir.

    Dili olup, kalbi olmayan kimse: Bu; güzel, hikmetli konuşur, fakat onunla amel etmez. Sâdece insanları Allahü teâlânın emirlerine da’vet eder. Kendisi ise bunları yapmaktan kaçar. Tatlı ve hoş konuşmalarıyla seni aldatmamaları için onlardan uzak dur. Yoksa onların günahlarının ateşi seni de yakar, kalblerinin pis kokusu seni öldürür.


    Kalbi olup dili olmayan kimse: Bu öyle bir mü’mindir ki, Allahü teâlâ onu mahlûkundan gizlemiştir. Ona nefsinin ayıplarını göstermiş, kalbini nûrlandırmış, insanlarla lüzumundan fazla görüşmenin sıkıntılarını, lüzumsuz konuşmanın kötülüğünü ona göstermiştir. Bu, Allahü teâlânın velî kulu olup, Allahü teâlâ onu muhafaza buyurur. Böyle bir kimse ile beraber ol. Onun hizmetinde bulun. Böyle yaparsan, Allahü teâlâ seni sever.


    Âlim kimse: İlmi ile amel eder. Bu kimse, Allahü teâlâyı ve âyetlerini, azamet ve kibriyâsına delâlet eden delîlleri bilir. Allahü teâlâ onun kalbine, herkesin bilmediği ince ve derin ilimleri koymuştur. Onun kalbini böyle ilimlere açık kılmıştır. Böyle bir zâta muhalefet etmekten ve ona sırt çevirip ondan uzaklaşmakdan çok sakın. Onun nasihatlerini terk etmekten çok kork.
    Nasihat iki şekilde yapılır:


    Birincisi, söz, yazı ve her çeşit yayın organı ile yapılanıdır.

    İkincisi, hâl ile, İslâmın güzel ahlâkına uyarak, nümûne, örnek olmaktır. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına göz dikmemek, borçlarını ödemek, en tesirli, en faydalı nasîhat yapmak olur.

    Bunun içindir ki, “lisân-ı hâl, lisân-ı kalden entaktır” demişlerdir. Yâni hâl ile, yaşayış ile örnek olup, dîni yaymak; söz ile yapılan nasîhatten daha kıymetlidir.

    İslâmın güzel ahlâkına uygun örnek bir yaşayış, iyilikleri yayıp, kötülüklerden sakındırmanın en güzel yoludur. Mühim bir farzı yapmaktır.
    SELAM VE DUA İLE.


  2. #130
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Namazı terk etmenin hükmü nedir? Terk eden kafir olur mu?

    Allâh-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; "Onlar suçlulara sorarlar; ‘Sizi sakar cehennemine atan nedir?’ Suçlular şöyle cevap verirler; ‘Biz namaz kılanlardan değildik." (Müddesir; 40-43)

    Hz. Peygamber (sav) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur; "Namaz dinin direğidir." (Deylemi) Nasıl bir bina direği, temeli olmadığı zaman çökerse, bir müminin de namazı olmadığı zaman dini çöker.

    Bir başka hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur; "Beş vakit namazı, Allâh-u Teâlâ kulları üzerine farz kılmıştır. Her kim onların abdestlerini güzel (sünnete riayet ederek) alırsa ve onları vakitlerinde kılarsa, rükularını tamamlarsa (tadil-i erkan üzere) ve huşularını da tamamlarsa (fikrinden dünya meşguliyetlerini atarak huzur üzere kılarsa), Allâh-u Teâlâ üzerine, o kişiyi affedeceğine dair kuvvetli bir söz vardır. Yani, her kim namazları bu şekilde kılmazsa, onun için Allâh-u Teâlâ indinde hiçbir ahid (verilmiş hiçbir söz) yoktur. Dilerse affeder, dilerse azab eder." (Ebu Davud, İbn-i Mace, Ahmed b. Hanbel)

    Diğer bir çok hadis-i şeriflerde namaz, mü'mini kafirden ayıran en bariz bir vasıf olarak zikredilmiştir. Nitekim, Cabir bin Abdullah (ra)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur; "Kişi ile, şirk ve küfür arasında namazı terk vardır." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

    Yani, insan namazı terk ede ede şirke ve küfre adım atmış olur ve son nefeste imanı tehlikeye girer. Ayet ve hadislerde de görüldüğü gibi, Rabbimize karşı kulluğumuzun en büyük nişanesi olan namaz, bir kimsenin dini yönden değerlendirilmesinde de en başta gelen ölçüdür.

    Bütün alimler, namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş, deli olmayan, baygın bulunmayan her müslümana farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

    Yine bütün alimler, namazın farz olduğunu inkar eden kimsenin kafir olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Çünkü namazın farz oluşu Kur'an, sünnet ve icma ile sabittir. Tembellik ve umursamazlık sebebiyle namazı kılmayan kimse fâsıktır. Yani, günah üzerinde ısrar eden kimselerdendir ama dinden çıkmış sayılamaz


  3. #131
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Moralin Niye Bozuk?

    CE OKUYUP, HAYATINA TATBİK EDEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN, PEYGAMBER EFENDMoralin Niye Bozuk?

    --------------------------------------------------------------------------------

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ. ADEM (A.S.)GİBİ 200 SENE TEVBE Mİ ETTİN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ.İBRAHİM GİBİ ATEŞE Mİ ATILDIN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ.ZEKERİYYA (a.s)GİBİ TESTEREYLE Mİ KESİLDİN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ.YUSUF (as) GİBİ KUYUYA MI ATILDIN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ.MUHAMMED (sav) GİBİ TAİF'TE TAŞLANDIN MI, BAŞINA İŞKEMBE Mİ KONULDU NAMAZ KILARKEN, DİŞİN Mİ KIRILDI, YÜZÜNE TÜKÜRÜK MÜ ATILDI, HİCRETE Mİ ZORLANDIN, SEVDİKLERİNDEN Mİ AYRILDIN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ.HAMZA (r.a) GİBİ BURNUN KULAĞIN MI KESİLDİ?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    MUSAB BİN UMEYR GİBİ KOLLARIN MI KESİLDİ?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    CAFER BİN EBU TALİP GİBİ OK, MIZRAK VE KILIÇ DARBELERİYLE YARALANDIN MI?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    AMMAR,SÜMEYYE, YASİR GİBİ İŞKENCE Mİ GÖRDÜN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    BİLAL GİBİ KIZGIN KUMLARA YATIRILIP, ÜZERİNE TAŞLARMI KONDU?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    YUNUS PEYGAMBER GİBİ DENİZE Mİ ATILDIN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    EYÜP PEYGAMBER GİBİ VÜCUDUNU YARALAR MI KAPLADI?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    HZ. İSA GİBİ ÇARMIHA MI GERİLMEK İSTENDİN?

    MORALİN NİYE BOZUK?
    ÜSTAD GİBİ ZİNDANA MI ATILDIN, ZEHİRLENDİN Mİ?

    HALA MORALİN Mİ BOZUK?
    NE DÜŞÜNÜYORSUN, DÜNYALIK İŞLER Mİ?
    SİLKİNELİM, KENDİMİZE GELELİM........?

    ÜZÜLECEKSEN, NAMAZINI KAZAYA BIRAKTIĞIN İÇİN, TEHECCÜDE KALKAMADIĞIN İÇİN, BİRİNİN KALBİNİ KIRDIĞIN, PAZARTESİ PERŞEMBE ORUCUNU TUTAMADIĞIN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLECEKSEN BUGÜN ALLAH İÇİN BİR ŞEY YAPAMADIĞIN İÇİN, ALLAH VE RESULÜ (SAV)'NÜ MEMNUN EDEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL
    FİLİSTİN'DE, ÇEÇENİSTAN, BOSNA HERSEK'TE, IRAK'TA VE DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA ZULÜM GÖREN, İŞKENCE EDİLEN, ÖLDÜRÜLEN DİN KARDEŞLERİN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN, BİR FAKİRE YARDIM EDEMEDİĞİN İÇİN, YETİMİN ELİNDEN TUTAMADIĞIN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN, AFRİKA'DA VE DİĞER ÜLKELERDE BİR LOKMA EKMEK BULAMAYAN, HASTALIKLARLA MÜCADELE EDEN İNSANLAR İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN,KUR'AN-I YETERİNİMİZ'İ, CANINDAN, MALINDAN,AİLE BİREYLERİNDEN, HERŞEYDEN ÇOK SEVEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN, HAKİKİ MANADA KUL, EFENDİMİZ'E ÜMMET OLAMADIĞIN İÇİN ÜZÜL

    ÜZÜLÜRSEN, EFENDİMİZ'İN ŞEFAATİNE NAYİL OLAMAMA KORKUSUYLA ÜZÜL..


  4. #132
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Bir dilim mutluluk


    Küçük bir çocuk, büyükannesine hayatında her şeyin nasıl da kötü gittiğini anlatıyordu. Okul, ailesi, arkadaşları…


    Hiçbir şey yolunda görünmüyordu.. Büyükanne çok akıllı bir hanımdı ve bir kekin torununun sorunlarını çözebileceğini düşündü.


    Karışımı hazırlarken torununa şimdi biraz atıştırmak isteyip istemediğini sordu. “Evet, kesinlikle” dedi küçük çocuk açlığını fark ederek. “İşte, biraz sıvı yağ ister misin” dedi büyükanne.


    “Yağ mı? İğğ..!" diye tiksindi çocuk. “Peki birkaç çiğ yumurtaya ne dersin” dedi büyükanne kahverengi bir yumurtayı göstererek. “Berbat büyükanne"..diye cevap verdi, büyükannesine ne oluyordu böyle?..


    “Peki öyleyse biraz un alır mısın? Ya da biraz mayaya ne dersin?” “Ama büyükanne, tüm bunlar çok tiksindirici !..Mide bulandırıcı !..”



    Büyükanne o bilgece duruşuyla gülümsedi ve küçük torununa anlatmaya başladı:

    “Evet, bütün bunlar kendi kendilerine çok kötü görünüyorlar ama hepsi doğru bir şekilde bir araya konursa işte o zaman lezzetli bir kek olacaklar !


    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


    Allah (c.c) da işte böyle yapıyor. Çoğu zaman O’nun neden bizim zor zamanlar yaşamamıza izin verdiğini merak ederiz.



    Ama Rabbimiz mükemmel bir karışım hazırlamaktadır ve bu mutlaka bizim için en güzel şey olacaktır. Eğer bizler O’na güvenmeyi öğrenebilirsek, harika sonuçları göreceğiz!!..



    Hatırla ki her deneyim, yaşadığın herşey bir hediyedir ve Rabbinin senin için hazırladığı mükemmel hayatın son ve asıl kek parçası için, bir ümittir, bir işarettir...

    alıntıdır


  5. #133
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    HAK OLANA EVET DİYEBİLMEK


    Hak olanı kabul etmek, çok zordur. Çünkü nefse en ağır gelen şey, başkasından gelen hak söze evet demektir. El-hikem-ül Atâiyye’de; “İki işten, nefsine ağır geleni yap! Çünkü, hak olan iş, nefse ağır gelir” buyurulmaktadır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Amellerin en faziletlisi, nefse en zor gelenidir.)

    Yusuf bin Esbat hazretleri; “Alçak gönüllü olmanın alametlerinden birisi de, söyleyen kim olursa olsun, hak sözü kabul etmektir” buyurmuştur.

    Fudayl bin İyâd hazretleri; "Hakka boyun eğ, hakkı takip et, kim söylerse söylesin hakkı kabul et" buyurmaktadır.

    İbn-i Atâ hazretleri ise; "Tevâzu, kim söylerse söylesin hakkı kabul etmektir" buyurmuştur.

    Güç olan işi yapmak, nefse ağır gelir. Nefsi daha çok ezer, zayıflatır. İbadetler, nefsi zayıflatmak, nefsi kırmak için emrolundu. Çünkü nefs, insanın da, Allahü teâlânın da düşmanıdır. Onu zayıflatmak, azmasını önlemek lazımdır.

    Bir işte, nefse uymak ne kadar az olursa, faydası o kadar daha çok olur. Yani, Allahü teâlânın rızâsına daha çabuk kavuşturur. İslamiyet’in emir ve yasakları, nefsi kahretmek, yıpratmak içindir. Çünkü nefs, Allahü teâlânın düşmanıdır. Hadis-i kudside; (Nefsine düşmanlık et! Çünkü, o benim düşmanımdır) buyuruldu.

    İnsanlarda bulunan nefs-i emmâre, din bilgilerine inanmamakta, tabiatı, yaratılışı, İslamiyet’e uymamaktadır. Bunun için, İslamiyet’e uymak, nefse acı gelmekte, ona uymak istememektedir. Nefse en zor gelen şey, en ağır gelen yük, İslamiyet’in emir ve yasaklarına uymaktır. Nefsi ezmek için, İslamiyet’e uymaktan başka yol yoktur.

    Nefs, daima Allahü teâlâyı inkâr, Ona inat, isyan etmek ister. Bunun için nefsin arzuları, insanı Allah yolundan saptırıcıdır. Her işte, nefsin arzularına uymak, nefse tapınmak olur. Nefsine uyan, küfre veya bid’at sahibi olmaya yahut fıska yani haram işlemeye başlar. Ebu Bekir Tamistâni hazretleri; “Nefse uymaktan kurtulmak, dünya nimetlerinin en büyüğüdür. Çünkü nefs, Allahü teâlâ ile kul arasındaki perdelerin en büyüğüdür” buyurmuştur.

    Sehl bin Abdullah Tüsteri hazretleri de; “İbâdetlerin en kıymetlisi, nefse uymamaktır” buyurmaktadır.

    İslam bin Yusuf Belhi hazretleri, Hâtem-ül-esam hazretlerine bir şey hediye etmişti. Hâtem-ül-esam hazretleri bunu kabul edince, kendisine;
    -Bunu kabul etmek nefsin arzusuna uymak olmaz mı dediklerinde;
    -Kabul etmekle kendimi zelil, onu aziz eyledim. Reddetseydim, kendim aziz, o zelil olurdu. Nefsimin hoşuna giderdi cevabını vermiştir.

    Resulullah efendimiz, uzun bir hadis-i şerifin sonunda buyurdu ki;
    (İnsanı felakete sürükleyen şeyler üçtür: Hasislik, nefse uymak, kendini beğenmek.)

    Nefse uyup, tevbe ve istiğfâr etmeden, af ve Cennet beklemek ahmaklık olmaktadır. Zira hadis-i şerifte; (Aklın alameti, nefse galip ve hâkim olmak ve öldükten sonra lazım olanları hazırlamaktır. Ahmaklık alameti, nefse uyup, Allah’tan af, merhamet beklemektir) buyuruldu.

    Kötü şeyler nefse tatlı gelir. İnsanın, kötü bir şey yapınca, arkasından riyâzet çekmesi, nefse güç gelen şey yapmayı âdet edinmesi, faydalı bir ilaçtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Nefse sükunet ve kalbe ferahlık veren iş, iyi iştir. Nefsi azdıran, kalbe heyecan veren iş günahtır.)

    Nefse uyan kimse, hep İslamiyet’in dışına çıkar. Hayvanlarda akıl ve nefs olmadığı için, ihtiyaçlarını bulunca kullanırlar. Yalnız bedenlerine zarar veren, kendilerini inciten şeylerden kaçarlar. İslam dini, rahat ve huzur içinde yaşamak için lazım olan şeylerden ve dünya lezzetlerinden faydalı olanları yasak etmiyor. Bunların elde edilmesinde ve kullanılmasında, akla ve dine uymayı emrediyor.

    İslam dini insanların dünyada da, ahirette de rahat ve huzur içinde yaşamasını istiyor. Bunun için, akla uymayı emrediyor. Nefse uymayı yasak ediyor. Akıl yaratılmasaydı, insan hep nefsine uyar, felaketlere sürüklenirdi. Nefs olmasaydı, insan, yaşaması ve üremesi için ve medeni hayat için lazım olan şeyleri kazanmak için çalışmasında kusur ederdi ve Nefs ile cihâd sevabından mahrum kalırdı. Meleklerden daha üstün olmak yolu kapalı kalırdı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ahirette olacaklardan, sizin bildiklerinizi hayvanlar bilselerdi, yemek için et bulamazdınız!)

    Yani, hayvanlar ahiretteki azapların korkusundan dolayı, yemekten, içmekten kesilirlerdi. Bir deri, bir kemik kalırlardı. İnsanlarda nefs olmasaydı, hayvanlar gibi, korkudan, yiyemez, içemez, yaşayamazlardı.

    İnsanların yaşayabilmeleri, nefslerinin gafleti ve dünya lezzetlerine düşkün olması iledir. Nefs, iki tarafı keskin bıçak gibidir. Hem de, zehirli ilaç gibidir. Doktorun tavsiyesine göre kullanan, bundan fayda kazanır. Aşırı kullanan helak olur.

    MAKALELER-OSMAN ÜNLÜ


  6. #134
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Söz Vermeden Önce...

    ...SÖZ VERMEDEN ÖNCE "İNŞALLAH" DİYELİM...

    Dinimizin emrettiği küçük gibi görünen büyük davranışları ihmal edince,

    ufkumuz daralıyor,bakışlarımız bulanıyor ve ferasetimiz zayıflıyor.

    Mesela hergün verdiğimiz onlarca sözden kaçına "İnşaallah" < Allah'ın (c.c.)

    izniyle > diyerek başlıyoruz? Halbuki öyle bir yere bağlıyoruz ki sözümüzü,

    bağlanacak tek güce: Rabb'imize. Verdiğimiz sözü yerine getirebilmek için,

    Yüce Allah'tan (c.c.) yardım istiyoruz. "İnşallah" ifadesi söylerken aslında

    "Ey Yüce Rabb'imiz! Bu işmi/sözümü senin rızan için yapıyorum/veriyorum.

    Bizi mahcup etme. Bu sözü verirken Senin engin rahmetine güveniyorum.

    Bize,sözümüzü yerine getirecek güç,basiret ve imkan ver diyoruz.

    Madem "İnşallah" ifadesi bu kadar önemli, o halde her sözümüzün başında

    "İnşallah" demeyi unutmayın...İNŞALLAH...harika bir yere bağlıyoruz ki

    sözümüzü...

    " Hiçbir konuda, ' İnşallah ' demeden <Allah'ın (c.c.) dilemesine bağlanmaksızın>

    Ben yarın mutlaka şöyle yapacağım deme. Bunu unuttuğun takdirde

    ALLAH'ı (c.c.) zikret.


  7. #135
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Kavanoz ve 2 Fincan Kahve:



    Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!


    Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
    Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
    Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
    Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
    Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
    Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;


    Ben '

    Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım ' Der.

    Şöyle ki;


    Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.

    Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.


    O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,
    eviniz, arabanız vs.



    Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

    'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.
    Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.


    Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin


    . Gerisi hep kumdur.


    Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
    Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır......


  8. #136
    Üye tarihi
    11.Temmuz.2013
    Mesajlar
    1,787
    Tecrübe Puanı
    14
    Sizce de GARİP DEĞİL Mİ?


    Camiye bağışlamamız gerektiğinde bi 20 YTL gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alışverişe giderken aynı 20YTL ne kadar da küçük geliyor gözümüze. GARİP DEĞİL Mİ?

    Allah yolunda bir saat çalışmak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balık tutma, futbol veya TV de dizi izlemek için harcamaya kalktığımızda, aynı vakit nasılsa kısa geliyor bize. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir cüz Kuran okumak için ne kadar emek sarfediyoruz. Çok satan bir romanın ikiyüz sayfasını okumak ise, bizim için ne kadar kolay. GARİP DEĞİL Mİ?

    Kuranın dediklerini sıkı sıkıya sorgularken, gazetelerin yazdığına nasılsa hemencecik inanıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

    Namaz kılarken okuyacağımız ayetleri şaşırabiliyoruz da, bir arkadaşımızla konuşurken bülbül gibi şakıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

    İslami bir faaliyete vakit ayarlamak ne kadar da zor oluyor. Başka bir sosyal etkinliğe ise vakit bulmak ne kadar da kolay oluyor. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir iki Kuran ayetini ezberlemek için nasılda uzun bir zaman ve çaba gerekiyor. Bir şarkı ezberlemeyi ise az zamanda nasıl kolay başarıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir rahibe baştan ayağa örtündüğünde kendisini Allah yoluna adamış biri diye saygı görür. Tesettürlü bir Müslüman hanımı gördüklerinde ise aynı insanlar onun baskı altında olduğunu düşünürler. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir batılı kadın dışarıda çalışmak yerine evini tercih ettiğinde, çocukları ve evi için kendinden fedakarlık eden biri olarak saygı görür. Ama aynısını bir Müslüman hanım yaptığında, böyle yapmakla özgürlüğünü kısıtladığı düşünülür. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir çocuk herhangi bir konuda ciddi bir yoğunlaşma gösterdiğinde, bu çocukta iyi bir potansiyel var denilir. İslami konularda bilgi edinmeye çok mereklı bir çocuğa ise problemli nazarıyla bakılır. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir Yahudi sakal bıraktığında inancının gereği olarak böyle yaptığı düşünülür. Aynısını yapan bir Müslüman ise; FANATİK, AŞIRI UÇ, YOBAZ muamelesi görür. GARİP DEĞİL Mİ?

    Bir hristiyan militanı birini öldürürse, işlediği cinayeti ile mensup olduğu din arasında bir ilinti kurulmaz. Ama bir Müslüman bir suç işlediğinde, O kişiden önce dini sanık sandalyesine oturtulur. GARİP DEĞİL Mİ?

    Ve bütün bunlara rağmen, İslamiyet yeryüzünde en hızlı yayılan dindir. GARİP DEĞİL Mİ??? RABBİM BİZLERİ KENDİ YOLUNDAN AYIRMASIN! İMANIMIZI ŞEYTANIN VESVESESİNDEN KORUSUN.. AMİN


Sayfa 17/17 İlkİlk ... 7151617

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •